Bu sözcük ne çok şey barındırıyormuş bünyesinde. Söylenilmesi bir başlangıç olabilecekken, acımasız bir nokta oluvermiş söylenilmeyişi.
Bir” git” aşkı tek taraflı bitirmeye yetmiş.
Gitme…
Bu sözcüğün bu kadar değerli ve anlamlı olduğunun farkında mı acaba, bu sözü söylemekisteyipte söyleyemeyen?...
Yoksa gurur mu bu sözcüğün söylenilmesini engelleyen?...
Gitme…
Belkide binlerce sevgi cümlesi saklıyor içinde
“Gitme” diyecek olan bunun fazlasıyla farkında olduğundan mı bunu kolayca söyleyemiyor?
Gitme” demenin “seni her şeyinle hatalarınla dahi kabulleniyorum” demek anlamına gelmesinden, hata yapıldığında” hani beni hatalarımla kabul ediyordun?” diye yüzüne vurulmasından mı bu korkaklık?
Yoksa ömür boyu sürecek bir pişmanlığa mı sevdalı bu yürek?Acı çekmekten zevk aldığı için mi kendine bu kadar acımasız?
Karşı tarafa bir nokta koydurarak işi bitirirken, kendisi “gitme” sözcüğünü söylemeyerek düzinelerce nokta koyduğu halde aşkını hep ıskalayıp, bir türlü öldüremeyen.
Kendinedir acımasızlığı da bilmez.
“Gitme” diyerek beklide can çekişen aşkını kurtaracaktı. “Ben cankurtaran mıyım? “diye düşündü büyük ihtimalle…:))
“Ben yüzme bilmem ki” diye birde karşı tarafı suçladı.
Gitme demenin önemini aşkta tecrübeli olan daha iyi anlar.Aşkta tecrübe iyi bir şey mi ki?
“Valla bilmiyorum, benim adım acemi” :))
Sevdiğine “Gitme” demek aşka kan pompalamaktır. Ahiretin kapısından dönüş yapmaktır.
Sevdiğin halde “git” diyebiliyorsan bu düpedüz ahmaklıktır.
Ey kafası büyük, aklı küçük kardeşim.
Bumerang mı sandın sevdiğini
Gitse de her zaman geri dönecek?
Akılsız başın cezasını
Yüreğin ölene dek çekecek.
Gitme…
Hapsolur aşkımız ayrılığa
Gitme…
Doğmamış çocuklarımın vebali kalır omuzlarımda
Gitme…
Aşk sözcükleri fısıldarım kulağına
Gitme…
İhtiyacı var ellerimin avuçlarında terlemeye
Gitme…
Umudum gömülmesin derinlere
Gitme…
Kabulümsün her şeyinle
Gitme!…Dur!…Gitme!…
Seviyorum aslında
Gururum itiraf edemese de
Can güzeli
git - sezen aksu Sezen Aksu'yu bu kadar sevdiğimin ben bile farkında değildim.Yakında bütün albümü tamamlamış olacağım galiba.Ne yapayım yazdıklarımla çok uyuşuyor.Zaten Sezen Aksu'yu sevmeyen yoktur herhalde
Ben Sezen Aksu'nun bu duygusal şarkısını yazdıklarımla biraz sulandırdım ama affola
HADİ GÜLÜMSE Niye ağlamak yasak değil de gülmek yasak? Niye ağlamak değil de gülmek ayıp? Anlamış değilim
__Kızlar gülmez __Niye __Ayıp!
Gülmek kızlara niye mi ayıp? Çünkü hafif kız sayılabilirsiniz Hafif kızın ne demek olduğunu açıklamaya gerek yok herkes bilir zaten
(Ben gene de işimi garantiye alayım anlaşılmak istemeyen yazar demesinler.Dikkat çekmek için gülerseniz bu sizi hafif kız yapar)
Gerçi günümüzde ağır kızlar değil hafiflik moda anlayan anlamıştır.Anlamayanlarında canı sağ olsun Konumuz yön değiştirip diyete başlamadan konumuza geri dönelim.
Geldik annemin kimden öğrendiğini bilmediğim o meşhur keşfine; beni ne zaman gülerken görse engellemeye çalışır, inanın yalan söylemiyorum. Bazen "annem benim mutlu olmamı istemiyor mu?"diye düşünmüyor değilim.
"Çok gülme ağlarsın"
Eğer sonunda ağlayacaksam bırakında rahat rahat güleyim. Haksız mıyım?...
Nasıl bir tesadüfse ne zaman çok gülsem annem haklı çıkar, ardından mutlaka ağlarım.Acaba benim annem ermiş olabilir mi? Ama bu işin bir püf noktası var. Annemin kehanetinin tutması için mutlaka gözünüzden yaş gelinceye kadar gülmeniz gerekir. Yoksa ağlayamazsınız.
Şu benimannem eli ayağı olan konuşan bir sözlük;üstelik atasözleri sözlüğü. "Ağlamak gülmenin kardeşidir" diyende o "kardeş kardeşin ne olduğunu ne öldüğünü istermiş" diyende...
"Sevgili anneciğim eğer ağlamak gülmenin kardeşiyse bu durumda ağlamakla gülmek kardeş kardeş geçinseler daha doğru olmaz mı? Gülmek tatlıysa ağlamak tuzlu her ikiside hayatın tadı tuzu..."
( Eh be anne sen olmasan bu yazıyı ben nasıl yazacaktım?... Büyük ihtimalle malzemeden çalmış olacaktım.)
Bence güler yüzlü insanların etrafına yaydığı pozitif enerji yabana atılmayacak kadar önemli bir olay.
Kadınla erkeğe bu konuda eşit davranılmış. Nasıl kadın çok gülmez denilmişse; erkeğe de gülmeyi yasak etmişler "Erkek adam gülmez" demişler. Hatta daha da ileri gidip "erkekler ağlamaz" da demişler.
Zavallı erkekler, hem ağlamak yasak hem de gülmek buna can mı dayanır?.. Biz yine iyiyiz sadece gülmek yasak, ağlayın ağlayabildiğiniz kadar. Erkekler bize verilmiş bu ayrıcalığı çekemeyip "sulugöz "ya da "su sızdırıyorsun" gibi alaycı yaklaşsalar da altında yatan sebep çekememeleridir. Siz onlara aldırmayın. Sanki gülmek gümüş tepsiyle sunuldu da biz almadık
Biz eşitlikten yanayız, biz ağlıyorsak erkeklerde ağlayabilmeli.Gülmek mi gülmek herkese yakışır.
Bir gül adlı şiirime yorum yapan şiir dostu arkadaşım yorumunda şöyle yazmıştı:
Sevdiğine bir gül ver, gül veremezsen gülüver Bu söz çok hoşuma gitti. Güler yüzlü olmak içten bir gülümseme beklide sevdiklerimize verebileceğimiz en güzel hediye Ben artık gülen yüzümüzü ortaya çıkaralım diyorum. Kendimize sevdiklerimize hayata bakış açımıza gülümseyelim. Bilmiyorlarsa onlara da gülmeyi öğretelim.Nede olsa bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.
Bir gün peygamberimiz(s.a.) bir sahabe yaklaşır __Ey Allah�ın Resulü bende sadaka vermek istiyorum; ama verecek ne param nede malım mülküm var bana bir yol göster, der. Peygamberimiz(s.a) __Paran ya da malın mülkün olmasada sadaka verebilirsin, demiş. Bunu duyan sahabe çok sevinmiş. Merakla bunun nasıl olacağını sormuş Peygamberimiz(s.a) __Eğer etrafındakilere güler yüzle davranırsan sadaka dağıtmış kadar sevap kazanırsın, demiş.
Bu sadakaya zengininde fakirinde ihtiyacı var. Öyleyse ne duruyoruz?... Buyurun sadaka dağıtmaya Önce kendimizden kendi hayatımızdan başlayarak Hadi Gülümse Hadi beni kırdınız diyelim, Sezen Aksu'yu da kıramazsınız ya Ben demiyorum o diyor Hadi Gülümse (Ne kadar ciddi bir konu olursa olsun içine biraz tebessüm katmaya çalışıyorum. Siz beni sadakaya layık görmeseniz bile ben sadaka dağıtmaya devam edeceğim. Güler yüzlü insanların çoğalması dileğiyle... Bu arada annem ne derse doğru der:))
Duygularım körkütük olana dek hüznü içime çekerim.
Bütün hücrelerime dolar hüzün, sonra gözyaşlarımdan taşar.
Her şarkının bir yerinde, her şiirin bir köşesinde gizlenen
Benler sarar etrafımı,
izin vermezler yalnızlığı hissetmeme.
Canım hüzün çekti.
Şu an bir yağmur yağsa,
Boşalsa bulutun gözyaşları sağanak sağanak…
Atsam kendimi sokağa,
Girip altında yıkansam; gözyaşlarımı yağmura karıştırsam…
Şemsiyeme darılıp, hüznümü yağmurla yarıştırsam.
Derdimi anlayan olduğunu düşünüp teselli bulsam.
Canım hüzün çekti.
Rotasız bıraksam ayaklarımı,
Varacağı bir yer olmadığını bile bile bilinmezliğe yürüsem…
Bir ormanda olsam şu an, yemyeşil ama ıssız ve kasvetli.
Korkuyu unuturum,
yanıma hüznümü de alır, ağar adımlarla ilerlerim.
Neden sonra, dilime takılan eski bir şarkıyı fark ederim.
“Telgrafın tellerine kuşlar mı konar, insan sevdiğine yavrum böyle mi yanar”
Yada Sanat müziğinin nihavent makamındaki bütün şarkılarından,
Bir repertuar hazırlamış gibi, Birini bitirmeden diğerine geçerek, Potpori eşliğinde doğaya konser veririm.
Geçmişi unutmak istediğimi söylerken yalan mı söylüyorum nedir?
Oysa repertuarım oldukça geniştir.
Her duruma uygun şarkı söyleyebilirim.
En son ne zaman dinlediğimi, Nerden aklıma düşüp Nasıl dilime takıldığını anlayamadığım eski şarkılar, Bana ses olur, yoldaş olur, ıssızlığı unutturur. Bütün yaşanmışlıklarla kol kola girmişizdir.
Arkadaşlar ziyeretiniz için çok teşekkür ederim.Şimdiden hem kadir gecenizi hemde bayramınızı kutlamak istiyorum.Allah gerçek anlamda cenneti seven insanlardan olmamızı nasib etsin.